5 Ocak 2015 Pazartesi

ÇÖZÜM?



Merhaba. Bu yazı pek iç açıcı bir yazı olmayacak canlar. Zira Eylül'le [Cansın (Mehtap Zengin] ilgili yazacağım. Onu intihar etmek zorunda bırakan şeyi yazacağım. İnsanı.

Ötekileştirmek ve yalnızlaştırmak. Ne büyük maharettir ama(!) Yaftalamakla başlanır ya genelde. Kişinin giyimi, saç rengi, cinsel tercihi, anlaştığı insanlar vs bir başka kişinin konusu olur. Toplumun dayatmalarına az da olsa uymayan kişi diğer kişilerce "biz" bütünlüğünden dışlanıp ötekileştirilir. Bu, bana göre dünyanın düzenine hayli ters olmakla birlikte, dünyanın sonunu da getirecek düzeyde ağır ve yıkıcı şeylerden biridir. Ötekileştirenler, günün birinde öteki olmayı kabul ettiklerinin farkında bile değillerdir. Ötekileştirilense yalnız kalmıştır.

Eylül de yalnız kaldı. Onun yalnız kalmasının temel sebebi bana göre tamamen şuydu: Yaşadığımız kültürün temelinde yalnızca kültürün dikte ettiği kurallara sadık kalanların saygı görmesi. Üstelik bu yıkıcı renksizlik taraftarlığı günümüzde renksizlik holiganlığına dönüşüyor.

Toplumsaldan bireysele sorunsalları rengarenk bir ipin üzerindeki düğümler olarak düşünün. Bu düğümlerin açılması için en üstteki siyah renkli düğümün çözülmesi gerektiğini düşünün. Toplumun başındakiler bu siyah düğümün çözülmemesi için uğraşıyor. Şimdiki başbakan, cumhurbaşkanı falan değil mevzu. Mevzu daha derin. Bu asırlık bir dava. Diyorlar ki o "düğüm çözülmeyecek". Yüzyıllardır çözülmedi de. O düğüm nasıl çözülür?

Aslında tek şeyi öğrenebilsek halledebileceğiz diğer bireysel dolayısıyla toplumsal sorunlarımızı: Saygı. Kişilere, kişilerin özel alanlarına, fikirlerine, tercihlerine... Uzar gider bu liste. Saygı duymak zordur. Kabullenmeyi öğrenmek gerekir, vazgeçmeyi, yenilmeyi ve daha bir çok şeyi. Lakin bunlar öğrenildi mi yaşamak kolaylaşır. Çünkü öğrendiğiniz şeyin verdiği (örneğin) duyguya vâkıf olursanız, o şeyin zıddına da erişmiş sayılırsınız. Yani ağır şeydir saygı duyabilmek vesselam. Olgunluk gerekir. Her şeyden evvel kendini bilmek, kendi iç dünyasını tanımak ve kendine saygı duymayı gerektirir.

Not: Allah (C.C.) herkese sebep-sonuç ilişkisini kurabilmesi ve yaşamını idame ettirebilmesi için akıl vermiş bayanlar ve baylar. Ötekileştirmek, iş vermemek, derdini dinlememek, yoluna taş koymak, Eylül'e de yapıldığı gibi (mesela) sex işçiliğine mahkum etmek tarzında mantık ve insanlık dışı cezalar vermek hiçkimsenin haddine değil. Yargı ve cezalandırma ancak ve ancak yaratıcıya aittir.

Saygı tabi ki Eylül'ün intiharını açıklamaz. Şu açıklar ama: İntihar etmesi gerekenler etmedikçe, kapkara düşünceler ve duygularla dolu ve uzayda yer kaplayan o "şey"ler ölmedikçe biz daha çoook Eylül duyarız cehennem dünyanın serin boğazına atlayan, daha çoook Eylül oluruz yaşarken "anlatmaktan" vazgeçip ölümün huzur veren sessizliğin seçen.

Eylül'ü çok iyi anlıyorum, tıpkı Mehmet Pişkin'i anladığım gibi. Yaşadıklarını yaşamadım belki, belki daha ağırını yaşadım belki de çok dertsiz biriyim. Lakin anlattıklarını dinlemem yetti. Çünkü insanım, insan olmayan binlercesinin arasında var olmaya çalışan.

NOT: Eylül'ün haberini yayımlayan istisnasız her bir site "Trans Birey .........." olarak yayımlamış. Ölünce de çare olmuyor. Ölünce de anlamıyorlar bu man kafalılar! "Kadın birey X/erkek birey Y şunu yaptı" gibi bir kalıp yoksa trans birey diye bir şey de yoktur. Etiketlemekten vazgeçin. İsim ve soyisim diğer insanlardan ayrılmamız için konuluyor zaten. Ve emin olun bazen isim veya soyisimleri bile insanlara ağır bir kimlik oluveriyor. O yüzden bu tür konularda medyanın da özellikle hassas davranması gerektiğini düşünüyorum.

Yazan: Red Sonja


3 Ocak 2015 Cumartesi

What goes around...



  Uzun bir aradan sonra merhaba.

  Öncelikle tüm kayıtlarımı yanlışlıkla sildiğim için özür dilerim sizden, senden, benden ve bizden. Bu yanlışlığın gerçekleşme anı ve benim bunu bir ay sonra anlamam çok hoştu gerçekten. :/ Kötü mü oldu? Pek de kötü olmadı açıkçası, yeni yıla temiz blogla girmiş oldum farkında olmadan. :)

  Her neyse, şimdi bunlar değil konumuz. Konumuz ciddi. Yazmakta geç kaldım lakin geçerli sebeplerim vardı. Ama bilirsiniz böyle ciddi bir mevzu benden kaçmaz.

  Birazcık geçmişe dönelim şimdi. 14 yaşındaki X, ne idüğü belirsiz Y ile cinsellik yaşıyor, ve Y denen şerefsiz bunu internete yayıyor. Bütün Türkiye de, ki en acısı ve mide bulandırıcı yeri bu kısmıdır, işi gücü yokmuş gibi oturup videoyu izliyor ve sosyal medyadan kıza ve ailesine küfürler yağdırıyor.

  Eskilerin bir sözü vardır, efendim. Derler ki "Bu dünya etme, bulma dünyasıdır." Şimdilik 20 yaşında birine "sizin de çocuklarınız olacak" cümlesi çok "bayıcı" gelebilir lakin işin aslı öyle değildir. Şu dünyada insan neyi kınarsa kendi başına da geldiğini gözleriyle görüyor. Bu kısmını o yaşlardaki genç kardeşlerimize küpe etmiş olayım ve onlara son birkaç anahtar kelime vereyim bundan sonraki hayatlarını kolaylaştıracak; empati kurmak, çift taraflı düşünmek (olayın içindeki kişilerden yalnızca birinin değil diğer kişinin de bakış açısıyla yaklaşmak), sınırı bilmek (yargılama boyutu bizim işimiz olsaydı cennet ve cehennem olmazdı İslam inancına göre bakarsak.) Tanrıcılık oynamamak gerek.

  Değişiktir; "Ne alaka yaa, hayatta benim başıma gelmez, zaten bizim gibi insanların başına gelen şeyler değil bunlar," dersiniz. Seneler geçer. Çok da hızlı geçer. Bir bakarsınız, başıma gelmez dediğiniz ne varsa teker teker her biri başınıza gelmiş hatta bir de katmerlenmiş. O yüzden büyük konuşmayıp hiç kimseyi yargılamamak, hatta insanlar hakkında iyi bile olsa yorum yapmamak lazım, özellikle bu tip konularda.

************************************************************************************
   Burası namus, haysiyet, şeref yoksunlarına;

 Gelelim işin diğer boyutundaki en ağır, en mide bulandırıcı kısmına. Pedofili ve tecavüz. Kızın yaşı 14. TC kanunlarına göre 18 yaşını doldurmamış kişiler henüz çocuktur. Yani olayın muhatabı 14 yaşında bir çocuk. Tekrarlıyorum: 14 YAŞINDA BİR ÇOCUK. Cinsel ilişkiye ister gönül rızasıyla girsin ister zorlansın bu bir tecavüzdür. Çünkü olayın muhatabı taraflardan biri ÇOCUKtur. Hepiniz 14 yaşında oldunuz. Muhtemelen bir çoğunuz TR'de cinsel eğitim 0 olduğundan kim bilir neler neler yaptınız ne haltlar yediniz. Siz saklayabildiniz, fakat sizin gibi namus, şeref ve haysiyet yoksunlarından feyz alan bir Y bunu "saklamadı". Sizin gibi olmak yetmedi ona. Daha da köpüklü şerefsiz olmak istedi. Tabi anlayamayız. Unutmayın bayanlar, baylar; büyük yargıç davayı günün birinde muhtemelen tersine çevirecek. Öyle büyük yenileceksiniz ki toprağınız bile sizi kabul etmeyecek.

  Ece Temelkuran'ın hayran olduğum ve anlaşıldığından hiç emin olmadığım bir sözü vardır: "O kız ve oğlan çocukları da bir Türkiye tarihi yazar... Okuyamazsınız!" Bu sözün içindeki anlamı, hiçbir dinin kitabında bahsedilmeyen o dayanılmaz, akıl almaz felaketi, yıkıcı dehşeti sizi temin ederim bilmek istemezsiniz. Çünkü pedofiliye maruz kalan o kız ve erkek çocukları bu konuda bilgilendirilmezse ve eğitilmezse yani içlerindeki duygu karmaşası dizginlenmezse!!! İşte o vakit eyvah ki ne eyvah! Tarih öyle bir tekerrür eder ki, Ece'nin dediğine çıkar yolunuz: OKUYAMAZSINIZ!
************************************************************************************

  Red Sonja'nız arada buraya yine yazacak. Bu arada blog alan adımla ilgili iki soru aldım, evet arada sıkılıp blog ismimi değiştiriyorum ama hep aynı isimler etrafında dönüyor; ya kendi adım, ya redsonja'lı bir şeyler ya da scathach oluyor. Tarayıcınızda favorilere eklerseniz başka bir alan adı yapsam da kolayca ulaşabilirsiniz. Yine benle ilgili merak ettiğiniz bir şey veya öneri, görüş varsa ya da yalnızca dert dökmek isterseniz redsonjaablg@gmail.com adresine çekinmeden yazabilirsiniz. Ayh ne çok oyaladınız beni! Hadi görüşürüz. :*
...comes around. I just want u 2 think about it.

Yazan: Red Sonja